Saturday, 15 June 2013

GEZİ

Fotoğraf: Yasemin Yıldırım Çolakoğlu, Facebook "İkinci Yeni" sayfasından.



















Türkiye'nin neresinde olursanız olun, eğer imkanınız varsa hemen Gezi'ye gidin ve orada ne olduğunu görün. Televizyon kanallarında, resmi bültenlerde, internette göremeyeceğiniz, bizzat tecrübe etmeniz gereken bir ruh var orada. Bu ruh Türkiye'de benim gördüğüm kadarıyla ilk defa zuhur ediyor.

İstanbul'da değildim. Son 15 gündür Taksim'e ilk defa bu akşam gittim. Benim gibi geç kalmayın ve gidip görün yoksa çok şey kaçırırsınız.

Her şeyi TV ve internetten yakından takip ettiğimi sanıyordum ama gerçek başkaymış. Yaşadığım şey hayret, heyecan, sevinç, umut gibi kelimelerle özetlenebilir. Ama yetmez.

48 yaşımdayım, hayatım boyunca bunca kargaşa içinde uyumu, böylesi bir heyecanı en son 1989 Kasım'ında tesadüfen bulunduğum Berlin'de, duvar yıkılırken görmüştüm. Orada da hayat durmuş, inanılmaz çeşitlilikte bir kalabalık caddeleri işgal etmişti. Gezi'de de tüm çeşitliliği ile Türkiye var. Parkın sınırları dışında nedense yakalanamayan, farklılıklara rağmen uyum ve birliktelik hissi yakalanmış orada. En birlikte olamayacak sandığınız şeyler yan yana, neşe ve vakar içinde var oluyor. Kavga yok. Taşkınlık yok. Otorite yok. Türkiye'de hayatımızı zehir eden her şeye rağmen, yeni bir hayat nasıl olabilir, onun işaretleri var Gezi'de.

Ben Gezi'deki renkli ve sükunet içinde bir barış ve dayanışma ortamını Türkiye'de kitlelerin bir araya geldiği bir durumda ilk kez görüyorum. Birçok versiyonuyla sol var. Sağ var. Müslümanlar var. LGBT dernekleri var. Hepsi yan yana. “Samimi” olmayan “marjinal”, "aşırı uç"lar var mı? Bilemem, ilk bakışta anlaşılmıyorlar. Ama köfteci ve “çapulcu tişörtü” vb satan seyyar satıcıların “marjinal”lerden daha fazla olduğundan eminim. Göründüğü kadarıyla herkes rahat ve açık. Mucize gibi bir şey. Biz bu ülkede böyle yaşamayı neden daha önce başaramadık diye sormak istiyor insan. Bu ülkeden, bu ülkenin insanlarından umudunu kesen herkes Gezi'yi en az bir kez görmeli. Bu ülkeyi yönetenler de eski kalıpları bırakıp Gezi'deki yepyeni ruhu tanıyıp anlamaya çalışmalı.

İki haftadır bilgisayarın başında hep olduğu gibi, şu anda da umudun yanında endişe ve korku da taşıyorum. İstanbul ve diğer şehirlerde yaşanan acıların, şiddetin yinelenmesinden, büyümesinden korkuyorum. Ölüm, Gezi ile birlikte yine telaffuz edilir diye çok korkuyorum. Yakın gelecekte, yarın öbürgün ne olacağını bilmiyorum. Kimse de bilmiyor. Her şekilde, parkın bu alternatif bayram yeri halinde sonsuza kadar kalmayacağı açık sanırım. Ama Gezi'de bir kez yakalanan ruhun artık kaybolmayacağından eminim. Bu ruh bir kez doğduktan sonra hiç bir şey aynı kalamaz.

Bu ruh harcanırsa, kaybedilirse çok çok yazık olur. 

Tüm Türkiye, Gezi'deki ortamdan bir ders çıkarmalı. “Böyle gelmiş böyle gider” değil, hayat Gezi'deki gibi yaşanabilir, Türkiye ve bu ülkeyi yönetenler bunu görebilmeli. Gezi Türkiye'nin başına gelen en iyi şeylerden biri.

Gezi bu ülke için bir örnek, büyük bir fırsat, tehlike değil.